Kuluçkaya yatmış olan bir kuşun, belirli
aralıklarla yumurtalarını çevirmesinin nedeni nedir?
Kuşlarda kuluçkaya yatma, vücut ısısı
yardımıyla yumurta içindeki embriyo gelişiminin tamamlanmasına
yardımcı olur. Karnın alt kısmında, kuluçka bölgesi adı verilen ve
kuluçka zamanında tüyleri dökülen bölgedeki kılcal damarlardan
yumurtaya geçirilen ısı, embriyonun gelişim sürecini
tamamlamasında önemli rol oynar. Çoğu kuş türünde, kuluçka
esnasında yumurtaların çevrilmesi davranışı görülür. Bunu,
vücuttan yumurtaya geçen ısının ve yumurta içeriğindeki besin
maddesinin (yolk), yumurta içerisinde homojen (eşit) bir şekilde
dağılmasını sağlamak amacıyla yaparlar. Ayrıca embriyonun gelişim
sürecinde, doku farklılaşması için gerekli olan hücre göçlerinde
yerçekiminin etkisi vardır. Yumurtanın çevrilmesi sayesinde,
yerçekimi etkisi de düzgü;n bir şekilde dağıtılarak, hücre göçünün
seyrine de yardımcı olunur.
Deniz Candaş
------------------------------------------------------------------------------------------------------
Göçmen kuşlar neden " V " şeklinde giderler?
Bazı kuşlar, göç sırasında binlerce km uçarlar.
Bu kadar uzağa gidebilmek için, kuşların enerjilerini
olabildiğince etkin biçimde kullanmaları gerekir. Bazı göçmen kuş
sürüleri uçarken V şeklini alırlar. Bu sayede, arkadaki kuşlar
daha az hava sürtünmeyle karşılaşırlar ve %70'e varan oranda
enerji tasarrufu sağlamış olurlar. Doğal olarak, en başta uçan kuş
en fazla enerjiyi harcar. Buna bir çözüm olarak, sürüdeki kuşlar
sürekli yer değiştirirler. Yani, önde uçan kuş yorulduğunda arkaya
geçer.
Alp Akoğlu
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
Güvercinler Niye Takla Atar?
Güvercinlerde iki farklı nedenle görülen, iki
farklı tip takla var. Bunlardan ilki, havada uçarken hafifçe yan
dönme şeklinde görülen ve aslında güvercinlerle beslenen gökdoğan
gibi yırtıcı kuş türlerine karşı kazanılmış olan bir savunma
uyumu. Bu, doğal olarak artık genlerine yerleşmiş ve bir yaşam
biçimi haline gelmiş bir özellik. Taklacı güvercin olarak bilinen
ırklarda görülen takla davranışı da, bu şekilde bir uyum olarak
kazanılmış ve ırk özelliği haline gelmiş. Diğeriyse, vitamin
eksikliği ya da bir virüs nedeniyle ortaya çıkabilen, beyine giden
sinir hücrelerinin üzerini kaplayan myelin kılıfın erimesine neden
olan ve havalanırken ya da uçarken denge kaybı nedenli takla atma,
yürürken daireler çizme, başın arkaya doğru yatması (stargazing:
yıldız sayma) gibi belirtilerle kendini gösteren hastalık. Bu
takla zaten diğerinden belirgin olarak ayrılıyor ve sıklıkla
hayvanların kontrollü bir şekilde beslenmesiyle
iyileştirilebiliyor.
Deniz Candaş
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
İnsan, kedi, köpek, fare, balık, tavuk, kuş vs.
canlıların kaç kHz aralıklarındaki sesleri duyabilirler?
Canlıların hepsinde işitme duyusu mevcut değil.
Bunun için, ses dalgalarının dış ortamdan alınmasına yardımcı
olacak bir kulak deliğine, orta ve iç kulak bölgelerine, burada
çeşitli yapılara ve beyinde de işitme duyusu için özelleşmiş bir
bölgeye ihtiyaç duyuluyor. Belli hayvanlar, yaşam veya beslenme
şekillerine bağlı olarak, diğer türlerden çok daha gelişmiş bir
işitme duyusuna sahip. Birbirleriyle sesler yoluyla anlaşan
canlılarda işitme aralığı çok daha geniş. Örneğin ötücü kuşların
seslere karşı duyarlılığı, ötücü olmayan kuşlara göre çok daha
yüksek. Buna bir diğer örnek ise balıklar. Balıklarda
algılanabilir ses frekans aralığı, genel olarak 200-800 Hertz
arasında değişiyor. Ancak bazı türlerde, 25-180 bin Hz
aralığındaki oldukça yüksek frekansı sesleri (ultrasound) ile
iletişim sağlanabiliyor. Gece avlanan canlılarda da işitme duyusu
oldukça gelişmiş durumda. Çünkü bu canlılar, karanlıkta görme
duyularını kullanamıyor olmalarını, başka bir şekilde telafi etmek
durumundalar.
Çeşitli canlılarda “genel” olarak tanımlanan
algılanabilir ses aralıkları, gruplara göre değişiklik göstermekle
birlikte, şu şekilde:
İnsan: 20 Hz – 20 kHz
Kedi: 100 Hz – 60 kHz
Fare: 1 – 100 kHz
Köpek: 50 kHz’e kadar
Fil: 1 Hz – 20 kHz
Yılanlar: Dış kulakları olmadığı için ses dalgalarını alamazlar.
Kuş: 100-29.000 Hz
Balık: 200-800 Hz
Çekirge: 50 kHz’e kadar
Deniz Candaş
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
Kuşlar uyurken niye ayaklarını yukarı çekerler?
Bazı kuşların uyurken bir bacaklarını
gövdelerine doğru çekmelerinin nedeni bu hareketin kuşun
vücudundan ısı kaybını önlemesi olarak açıklayabiliriz. Kuşların
bacakları üzerinde tüyler bulunmadığı için bu açık bölgelerden ısı
kaybı oldukça yüksek olabiliyor. Zaten dikkat edilirse kuşların
uyuma sırasında vücut yüzeylerini olabildiğince küçültecek bir
şekil aldıklarını, örneğin bacaklarını gövdeye doğru çekmenin yanı
sıra başlarını da iyice gövdelerine gömdüklerini
gözlemleyebiliriz.
Deniz Candaş
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
Güvercinler havada nasıl yön bulur?
Posta güvercinleri yön bulma konusunda
olağanüstü yetenekleriyle biliniyor. Ancak yeni bir araştırma,
güvercinlerin de yön belirlerken bazen insanlar gibi yolları
izlediklerini ortaya koyuyor.
Oxford üniversitesi'nden Tim Guilford ve Dora Biro, üç yıl süreyle
Oxford'daki güvercinleri izledi. İsviçreli ve İtalyan
meslektaşlarının geliştirdikleri çok küçük GPS sistemlerini
güvercinler üzerine yerleştirdiler. Guilford, 'kuşların en az
enerji harcayacakları royayı kullanacaklarını tahmin ediyorduk'
diyor. 'Ve bunu yaparken hangi coğrafi oluşumları referans olarak
alacaklarını merak ediyorduk.'
Çalışmanın sonucu şaşırtıcıydı. Güvercinler, eve 10 km. kala
güneşin gökyüzündeki konumu veya dünyanın manyetik alanı gibi
yöntemlerden daha az yararlanıyorlardı.
Bunun yerine karayolu, demiryolu, nehir gibi yeryüzündeki belirgin
ve düz işaretleri izleyerek -hatta bazı durumlarda yolu uzatarak-
hedefe ulaşıyorlardı. Guilford, 'çok komikti' diyor.
'Gözlemlediğimiz bir güvercin karayolunu takip ederek bir göbeğe
geldi ve anayollardan birine saptı. Daha sonra ikinci bir göbekten
tekrar döndü. Diğer güvercinler ise Thames Nehri'ni takip etti ve
ancak köprüye ulaştıklarında dönüş yaptılar.'
Guilford, düz ve ezberlenen bir rotaya sadık kalarak hedefe
varmanın daha güvenilir ve kolay olabileceğini söylüyor. 'Yön
bulmaya çalışırken aynı şeyleri yaptığımı düşündüğümde çok güldüm.'
Whitney Dangerfield
National Geographic Türkiye - Eylül 2004
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
Yavru kuşlarda beslenme
Kuşlarda kursağın içi kuluçka periyodunun erken
devrelerinde prolaktin hormonu salgısı tarafından hızla değişime
uğrar. Kursakta kursak sütü adı verilen protein ve yağca zengin
bir beyaz sıvı salgılanır. Bu sıvı yavruların yumurtadan
çıktıkları ilk günlerde beslenmesini sağlar. Doğada yavru olarak
bulunan kuşların ilk günlerde insan eli altında beslenip
yaşatılması çok zordur. Annenin ilk günlerde mutlaka ağız sütünü
vermesi gerekir. Eğer yavru 4 - 5 günlükse yaşama şansı nispeten
fazladır. Ama gelişme hızı doğadaki yavru kuşlara göre nispeten
düşüktür. Yavru kuşların sindirim sistemleri henüz tam anlamıyla
gelişmediği için ilk zamanlarda sıvı gıdalara daha sonraki
aşamalarda ise yavaş yavaş katı gıdalara geçilmesinde fayda
vardır.Bu geçiş kademeli olması gerekir aksi taktirde yavru da
sindirim bozuklukları görülür. Besleme aşaması kursağın
şişkinliğine göre ayarlanır. En güzel yemleme az ve sık yemleme
biçimidir.
Gerekli malzemeler: Bir enjektör, Ilık su (soğuk su verilmemeli),
Yumurta sarısı (Esansiyel amino asit içeriği bakımından zengin) ,
Milupa bebek maması.
Kuşlara mamayı hergün taze formda sunmalısınız. Mamalar çok çabuk
hava şartlarında bozulabilir.
Uludağ Üniv. Ziraat Fak.
Yemler ve Hayvan Bes. Anabilim Dalı
Araş. Görev. Taşkın DEĞİRMENCİOĞLU
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
Su geçirmezlik ve kuşlar
Papağanlar ve balıkçıl kuşları kanatlarını
temizlemek için bir çeşit "toz" üretirler. Bu toz tüylerinin
yıpranmış uçlarından gelir. Bazı türlerde, güvercinler ve
papağanlarda olduğu gibi kuşun tüyleri arasına dağılmıştır.
Diğerlerinde özellikle balıkçıl kuşlarında bu tozlar küçük öbekler
halinde toplanmıştır. Tozun ne işe yaradığı henüz tam olarak
anlaşılamamıştır, fakat kanatların su geçirmezliğine yardımcı
olduğu tahmin edilmektedir. Beyaz balıkçıllar, pelikanlar ve diğer
su kuşları kendilerini kuyruklarının alt kısmındaki derilerinde
yer alan bir bezden salgılanan yağ ile yağlarlar. Yıkama,
topraklama ve tozlamayla tüyler tekrar uçuşa uygun pozisyon için
hazırlanır.
David Attenborough, The Life of Birds, s.53
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
İnsanın ve güvercinlerin görüş açısı kaç
derecedir?
İnsanların görüş alanı, toplam 180°. Ancak,
binokular görüş denilen iki gözün görüş alanlarının çakışmasıyla
ortaya çıkan alan 120°. Köpeklerde ve kedilerde toplam görüş alanı
150°, binokular görüş alanı 85°. Gözleri, başın iki yanında
bulunan hayvanlarda toplam görüş alanı artmasına karşın binokular
görüş alanı azalıyor. Atlarda toplam görüş alanı 350°, binokular
görüş alanı 65°, güvercinlerde toplamda görüş alanı 300°-340°,
binokular görüş alanı 20° - 30°. Belki de en şaşırtıcı olan,
kafasını 200° çevirebilen baykuşların binokular görüş alanının az,
70° olması. Baykuşların toplamda görüş alanı 110°’dir.
Tuğba Can
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
Göç Rekorları
Uzun mesafede göç etme konusunda rekor her yıl
25,000 km. uçarak Kuzey kutbu ile Güney kutbu arasında mekik
dokuyan Kutup Sumrusuna ait. Yine kutup çevresinde üreyen birçok
kıyıkuşunun uzak G.Amerika kıyılarına yolculuğu 13,000 km. yi
bulur. ABD nin kuzeydoğu kıyısındaki Morina Burnu üzerinden bazen
tek gecede 12 milyon kuşun denize doğru göç yolculuklarına
başladıkları biliniyor.
Dalgalar halinde önce okyonusun içlerine güneydoğu yönünde uçan
kuşlar, Bermuda adasını geçtikten sonra arkalarına güçlü
rüzgarları alarak bu sefer güneydoğuya, Güney Amerika kıyılarına
yönelirler. 80-90 saat süren bu epik yolculuğun sonunda hedefe
ulaşan bireyler tüm yağ depolarını tüketmiş, proteinlerinin çoğunu
metabolize etmiş, vücutlarındaki suyu son damlasına kadar
kullanmış, deyim yerindeyse 'bir deri bir kemik' kalmışlardır. Bu
bir insanın 80 saat boyunca Süreyya Ayhan'ın 1500 m. süratiyle
koşmasına denk geliyor. Eğer kuşlar iç yağ yerine benzin yaksaydı,
1 litre benzinle 250,000 km. yol yapabilirlerdi. Bir başka hesapla
arabanız bu kuşlar kadar verimli çalışsaydılar bir bardak benzinle
(150 ml.) dünyanın çevresini dolanabilirdiniz!
C.Can Bilgin
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
Mucizelerin ta kendisi: Kuşlar..
Okyanusun ortasında yapayalnız, yön bulmaya
çalışıyorsun, yıldızlara bak, kuzey yıldızını bul en çok parlayanı
olacaktı, hangisi, tanrım.... okyanusta yıldızların hepsi birden
ne çok parlıyor, afrika ne yönde acaba?? Göç, kuşlara özgü
mucizelerden yalnızca biri, kuşların dünyası mucizelerle doludur,
onlar binlerce kilometreyi ellerinde pusula olmadan , bu konuda
herhangi bir eğitim almadan aşar ve dünyanın ücra köşesinde bir
yıl önce bıraktıkları bir yuvayı elleriyle koymuş gibi bulurlar.
Yerleşik insan yaşamı ile karşılaştırıldığında kuşlarınki kompleks
bir yaşam biçimidir. Plastik bir okul cetveli büyüklüğündeki Kuzey
Sumrusu (Sterna paradisaea) göç sırasında o küçücük gövdesine
sığdırdığı enerji ile 36.000 km yol kateder. Leylek ve benzeri
büyük kuşlar ise uzun mesafeleri aşmak için termallerden (ılık
hava akımları) yararlanırlar, termaller sadece karalar üzerinde
oluştuğundan leylekler denizüstü geçişleri az olan yolları
seçerler. Bu yüzden göç eden binlerce Leyleğin (Ciconia ciconia)
İstanbul Boğazı üzerinden geçtiğini görebilirsiniz, böyle muhteşem
bir göçe şahit olmak, “leyleği havada gördü” deyişini anlamsız
kılabilir. Deniz üzerinde güçlü termaller bulunmadığından
albatroslar gibi süzülen kuşlar dalgaların ve havanın yarattığı
rüzgarları kullanarak ilerlerler, 9 kg lık bir albatros vücut
ağırlığının sadece %1 ini kullanarak ve kanat çırpmaksızın bu
şekilde 100 km süzülebilir.
Serhan Oksay
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
Telek dibi patlaması - Kanat patlatma
Kanat patlatma tabiri kanımca kanat eklem
yerindeki açılmalar için kullanılmalıdır. Taklacı güvercinlerde
sert oyun yapan kuşlarda kanatların hızlı vurulması bu tür
açılmalara neden olmaktadır. Bu anlamda kanat patlatan güvercinler
yaraları kapanana kadar bir süre uüurulmamamalıdır. Ancak tekrar
uçurulduğunda gene kanat patlatabilir. Sert oyun özelliği kuşun
genetik yapısına özgüdür bu nedenle aynı kuşun yavrularında da
benzer özellikler görülme ihtimali bulunmaktadır. Ne yazık ki
günümüzde bu tür sert oyunlu taklacılar kostümün ön plana
çıkartılması sonucu gittikçe azalmaktadır.
İçi kan dolu teleklerin patlaması durumunun ise
telek dibi patlaması olarak adlandırılmasının daha uygun olacağı
görüşündeyim. Telek dibi patlaması, genetik bir durum değildir.
Daha çok iki nedenle olabilmektedir. Birincisi Atsinekleri,
ikincisi ise mantar hastalıklarıdır. At sinekleri içi yeni kan
dolan telekleri delerek buradaki kanı içmektedirler. Bu durumda bu
telek çürüyerek düşmektedir. Aynı olaya neden olan diğer bir etken
ise Aspergillosis ve Cadidiasis adı verilen mantar
hastalıklarıdır. Bu hastalıkların tüy ve deride gözlenen formları
benzer bir etki yaratarak yeni çıkan teleklerin patlayarak
çürümelerine neden olurlar.
Yavuz İşçen
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
Bir Mucize Nuh Tufanı :
Eski Ahit’te yer alan efsanelerden biri,
Hazreti Nuh ve tufandan bahseder. Yarattığı ademoğlunun yeryüzüne
kötülük tohumları saçtığını gören Tanrı, onu bir tufanla
cezalandırmaya karar verir. Ve Hazreti Nuh’a bir gemi yapmasını,
bu gemiye her temiz hayvandan erkek ve dişi yedişer, her temiz
olmayan hayvandan erkek ve dişi ikişer ve kuşlardan da erkek ve
dişi yedişer tane almasını söyler. Ardından büyük tufan başlar,
Hazreti Nuh ve gemisindeki canlılar hariç, yeryüzü üzerinde
yaşayan her şey silinir. Tufan durulduğu zaman Hazreti Nuh,
suların çekilip çekilmediğini anlamak için geminin penceresinden
bir güvercin salar. Sular çekilmediği için güvercin gemiye döner.
Hz. Nuh, yedi gün sonra güvercini tekrar salar. Güvercin bu sefer,
ağzında yeni koparılmış zeytin yaprağıyla gelir. O zaman Nuh,
suların yeryüzünden çekildiğini anlar. Ağzında zeytin yaprağı
tutan "güvercin, o günden bu güne, ümidin ve barışın simgesi
olur." Tufanın yok edici gücüne karşı direnen zeytin ağacı ise
ölümsüzlüğün.
Yahudilikte geçen bu hikayenin kahramanı güvercin, İslam dininde, Nuh Peygamber'e tufanın sona erdiğini bildiren zeytin dalını getiren güvercin olarak yer alır. Vaftizci Yahya tarafından vaftiz edilen İsa'nın omzuna Tanrı bir güvercin olarak konar.
Hz.Muhammet'i saklandığı mağaranın önünde yuva yaparak, Kureyşliler'e yakalanmaktan kurtaran da güvercindir; Kısacası dinler tarihinin tümünde ve Anadolu coğrafyasında güvercin en önemli figürlerden biridir.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
Tanrı bir gün peygamberin birine bir sandık
hediye eder ve derki ;
- Bu sandığı sana emanet ediyorum ama sakın ola ki içini açıp
bakmayasın...
Tamam der peygamber.. Aradan zaman geçer ve peygamberi bir merak
sarar acaba sandıkta ne vardır? İçi içini kemirmektedir. Sonunda
dayanamaz vesandığı azıcık aralayıp içine göz atar ama sandığı
aralar aralamaz içinden bir sarı güvercin ve bir mavi güvercin
uçuverir.Peygamber son hamleyle sandığı kapatır ve içinde tek bir
beyaz güvercin kalır...
Ve Tanrı yanına gelir, peygamber işlediği
günahın farkındadır, mahçuptur.Tanrı şöyle seslenir; Kaçırdığın o
sarı güvercin insanoğlu için sonsuza dek yaşamdı yani ölümsüzlüktü.
Kaçırdığın o mavi güvercin sonsuza dek mutluluk yani -BARIŞ-
tı. Peki der Peygamber içinde kalan beyaz olanı nedir? Tanrı cevap
verir..
- O da sonsuza dek -UMUT- tur.
Umutlarınızın uçup gitmemesi dileğiyle...."