Onlar insanoğlu varolduğundan bu yana hep savaş
karşıtlarınca barışın simgesi olarak görüldüler, bilindiler. Barış
yanlısı eller belki de milyonlarca kez onları gökyüzüne
gülümseyerek saldı. Güvercinler... Bu sevimli yaratıkların
Şanlıurfa'da konumu ve kimliği ne yazık ki o barış sembolü
olmaktan çok uzak. Çünkü onlar birer savaşçı. Kentin özellikle
mistik yapısını yansıtan Haşimiye, Eyyübiye, Yakubiye ve
Süleymaniye semtlerinde yaklaşık 500 evde on bin kadar cins
güvercin gün gelip de savaşsınlar, sahiplerine ganimet getirip
para kazandırsınlar diye besleniyor. Urfa akşamlarının kebap
dumanları çökmüş bu çukurdaki semtlerinde güneş etkisini
yitirirken damlarda bir hareketlilik başlıyor. Sessizliğin yerini
güvercin ötüşünün uğultusu, ayaklarındaki halhalların şakırtısı
alıyor. Çünkü meraklıların güvercinleri ile buluşma saatidir
artık. Damlara çıkılıyor, önce antrenman amaçlı sürülere kısa
mesafeli uçuşlar yaptırılıyor. Ardından gürleşsin diye kanat
kuyruk tüyleri temizleniyor, kesilip düzeltiliyor ve vitamin
katkısı yemler özenle yediriliyor. Amaç en bakımlı, en güçlü
sürüye sahip olmak. Sürü ne kadar iyi olursa sahibi de bu camiada
o kadar isim yapacaktır sonucunda. Hele bir de günü gelip savaş
başlayınca kimin daha iyi olduğu bir kez daha anlaşılacaktır.
Urfa'da yaşayan güvercinlerin hikáyesi bu. Her ne kadar dişileri
olmadığından eşcinsellikle suçlansalar, hemcinslerini çatlatıp
öldürseler veya savaş ganimeti gibi çalsalar da onlar yine de
barışın simgeleri...
LİDER PEŞENKLER
Güvercinlerin hikayesini kentte bu konudaki en
iddialı yetiştiricilerden Şemsettin Aybar şöyle anlatıyor:
‘‘Dedem de, babam da kuş yetiştirirdi. Bu iş büyük merak
gerektirir. Onlara evlat gibi bakmayı gerektirir. Biz de onu
yapıyoruz. Bende iki yüz elli erkekli bir sürü var. Altı tane de
dişi. En değerlileri Zeytuni, Taklacı, İspir Bagdadı, Nakışlı
olanlardır. Fiyatları üç milyondan başlar. Bir milyara kadar
çıkar. Daha geçenlerde dışarıdan gelen biri Taklacı'nın tekine 800
milyonu sayıp alıp götürdü. Herkesin sürüsünün bir lideri vardır.
Onlara Peşenk diyoruz. Başkası savaşta Peşengini indirirse
ayıpların en büyüğünü yaşarsın. Çünkü o gün sürü ne kadar büyük
olursa olsun, dağıtıp yeniden bu işe başlamak zorunda kalıyorsun.
Savaş dediğimiz kasımda başlar, nisanda biter. Her gün sürüleri
gökyüzüne salıp, akşamı iple çekeriz. Çünkü sürü yorulmadan
uçacaktır, başkasının kuşunu kandırıp sana getirecektir. Sahibi
komşun da olsa artık o kuş senindir. Karışma saati geldiğinde
hepsi birbirine girer. İki yüz kuş savaşa girer, iki yüz on çıkar.
Havada kalma yarışı, ölüm kalım yarışıdır. Onlar birer Kamikaze
uçağı, intihar komandosu. Şimdi savaşa hazırlık zamanıdır.’’
DÖRT BİN YILLIK SAVAŞ
Milattan Önce İkibinli yıllarda Kral Nemrud'tan bu yana
Şanlıurfa'da süregelen gökyüzü savaşları var. Güvercin
yetiştiriciliği. Halen kentte yaklaşık 500 evde on bin civarında
güvercin bulunuyor. Bunların hemen hemen tümü erkek. İki yüzlü
gruplarda ancak dört-beş tane dişi bulunuyor. Dişilerin görevleri
doğurganlık ve yeni gelen erkekleri yuvaya bağlamak.
ANTRENMAN
Yılın altı ayı gökyüzünde hemcinsleri ile büyük bir güç gösterisi
ve çalma savaşı veren güvercinler, diğer altı ay ise sahipleri
tarafından bu savaşa hazırlanıyorlar. Şimdi savaşa hazırlık
dönemi. Kanatlar, kuyruklar daha gürleşsin diye budanıyor, bol
vitamin katılmış yemler yediriliyor, kısa mesafeli antrenman
amaçlı uçuşlar yaptırılıyor. Savaş kasımda başlayacak, altı ay
sonra nisanda sona erecek.
GÜÇLÜ OLAN KAZANIYOR
Kentteki tarihi Attar Pazarı'nda bulunan kuşçuların mekanı
Çardaklı kahvede her gün bir araya gelen yetiştiriciler, bu yılki
savaşın gündüz başlama saatini şimdiden kararlaştırmışlar.
Kasımdan nisan ayına kadar binlerce güvercin her gün saat 16.30'da
gökyüzünde buluşacak. Damlardan kalkan yüzlü, iki yüzlü gruplar
kentin merkezindeki Sarayönü semtinin üstünde bir araya
gelecekler. Karışma adı verilen bu olay saatlerce sürecek.
Güçsüzler çatlayıp düşecek, güçlüler diğer sürülerden
kandırdıklarını kendi sahiplerine götürecekler.
Bülent OKUTAN